1 Haziran 2022 Çarşamba

 🛑Sen o ASTRONOTA bakma ablacım!🛑


☯️Hepimiz televizyonda bir astronotun sürekli yürüme ve hareket etme haline şu tepkiyi vermişizdir;


"VAYY BE İNSANLIK İCİN NASILDA YÜRÜYOR HELAL OLSUN " 🧐🧐


👉İnsanlar gördüklerini böylesine  masumane bir sekilde yorumlaması çok da yanlış değil lakin burada büyük bir yanılgı var.Oradaki astronotlar insanlar için değil kemiklerin neden olacağı sağlık faciasını engellemek için yürüyorlar ve yürümek de zorundalar.Simdi insanların yaşadığı bu yanılgının sebebi nedir?


🛑Bu soruya cevap için Wolff kanununu bilmeniz gerekir 🤔


🛑Wolf isimli Alman bilim insanı yıllarını kemiklerin yapısına ve fizyolojik davranışlarına adamış.Ve Wolf der ki ;kemiğin dinamik bir yapısı vardır ve kemik yeni şartlara  kendi iç bünyesini reorganize ederek uyum sağlar yani kemiğe sağlıklı sınırlarda bir yük binerse bu kemik yapımını ve onarımını uyarır.Kemik yapımı için hareket şart der.


🧭Dünyada yerçekimine karşı ayakta dik durmaya çalışmak bile minimal dozda da olsa kemik yapımını uyarır.Lakin astronotlar uzayda yerçekimi olmadığı için kemik erimesine karşı sürekli hareket etmek mecburiyetindeler.Yani sizin için değil kemik ve kas erimesine karşı önlem amaçlı sürekli hareket etmeye çalışırlar


🛑Şimdi onca vitamin ve mineral takviyesine rağmen kemik erimesi şikayetim hala hızlı seyrediyor diyen hanımlar.Eminim pekcogunuz yeterince hareket edip kemiklerinize yük bindirip onu uyarmıyorsunuz .Aldığınız Vitamin ve minerallerin kemiklere işlemesi için hareket etmeniz şart.


Şimdi soruyorum kemik erimesi şikayetine karşı hangi takviyeyi alıyor ve günlük kaç adım atıyorsunuz 🙋



17 Mayıs 2022 Salı

 Fibromyalji artık dünyada nefesini gitgide hissettiren yaygın problemlerden birisi oldu.Sebebi,şikayetleri ve seyri kişiden kişiye değişen bu sorun yaygın ağrı,hassasiyet,yorgunluk,sistemik ve nörolojik sorunlarla seyreden kronik ağrı sendromudur.

Fibromyalji adeta yakasına yapışan bireyler uyku sorunu ,kaslarda yoğun ağrı ,duygusal olarak tahammülsüzlük ve aldıkları nefesin kendilerine yetmediğinden şikayet ederler ki bu durum hücresel oksijenlenmenin ciddi düzeyde azaldığını göstermektedir.

Her hastalıkta olduğu gibi fibromyalji problemini ortadan kaldırmak için vücudu dengeye getirmek, temizlemek ve hücresel beslenme hayati önem arz etmektedir.

Hücresel beslenme denilince de akla elbette hayatımızı devam ettirmemiz için olmazsa olmaz elementler olan vitamin ve mineraller gelir.Hayatımızı idame ettiren bu bileşenlerde fibromyalji semptomları gözönüne alındığında adeta tüm şikayetlere tek başına göğüs görebilen bir mineral var.Biz bu minerale magnezyum diyoruz.

Magnezyum,yerkürede ençok bulunan 7. bedende ağırlık bakımından en çok bulunan 4.bileşendir.Bedende 300 den fazla biyokimyasal süreçte rol alan magnezyum,uyku kalitesi,protein üretimi,enerji metabolizması,kemik sağlığı ve pekcok süreç için hayati öneme sahiptir.

Yapılan çalışmalar bir bireyin günlük magnezyum ihtiyacının 300-350 mg olduğunu göstermektedir.

Fibromyalji şikayeti olan hastalarda huzursuzluk,tükenmişlik,kaygı ,zihinsel bulanıklık ,uyku problemi ve bilişsel fonksiyonlardaki sorunlar gözönüne alındığında magnezyumun yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisi onlara adeta eşsiz bir nefes gibi gelecektir.

Fibromyalji hastalarına hangi magnezyum gereklidir?

✴️Yapılan tetkiklerle fibromyalji tanısı almış bireylerin net istatistiki verisi verilemese bile çoğunda magnezyum minerali eksik.Sürekli gergin,huzursuz,diken üstünde ve gelecek korkularına hapsolmuş bireylerde magnezyum çabuk tükenir.

✴️Sizlere en doğru magnezyumu nezaman,nasıl,hangi dozda ve nelere dikkat ederek kullanacağınızın bilgisini hekiminiz verecek olsa da fibromyalji hastalarında yaygın olarak verilen ilk 3 magnezyum şu şekilde.


1.Magnezyum Malat 

Malik asit enerji üretim tesislerimiz olan mitokondri organelinde kullanılan bir molekül .Yorgunluk,halsizlik ve bitkinlik gibi enerji düşüklüğü ile seyreden problemlerde iyi geldiği kullanıcı geri dönüşlerinden bilinmektedir.Mitokondriyal fonksiyonları düzenler.Enerji vermesi sebebiyle uykusunu kaçırma veya kalitesini bozma ihtimaline karşı sabah saatlerinde alınmalı.


2.Magnezyum Glisinat

Glisin,beyinde en fazla bulunan amino asit tır ve bağırsak emilimi diğerlerine göre daha yüksek bir formdur.Uyku kalitesini arttırmasıyla bilinen bu form fibromyalji hastalarında uyku hijyeni için sıklıkla verilir.

3.Magnezyum. Sitrat

Malik asit gibi sitrat da mitokondri enerji metabolizmasında yer alır.B6 vitamini ile alınan magnezyum sitrat beyin sağlığına ve serotonin üretimine harika bir etkide bulunur.Mide koruyucu ve böbrek taşları olanlar için en etkileyici formdur.


















14 Mayıs 2022 Cumartesi

Bovis enerji ,1930 yılında Fransız fizikçi Anton Bovis her canlıda yayılan bir maddenin yaşam gücü enerjisi olduğunu tespit etti ve bunu ölçülebilir hale getirerek buna da Bovis enerjisi adını verdi.

Bu enerjiye Sanskritcc'de "Prana", Parapsikoloji alanında ise "Psi" enerjisi olarak adlandırılan, fiziksel bedenin çok ötesinde bir enerji olan hayat enerjisini, fizik kanunlarıyla açıklanamayan, tanımlanamayan, beyine bağlı bir enerji değil, bütünsel varlığımıza ait bir enerjidir.

Pratikte bu hayat enerjisini insanlar gün içerisinde pek çok zaman kullanır ve tüketir. Bazen tükenen enerjimizi ,yeniden nasıl toparlayacağımızı bilemediğimiz zamanlar olur.Bu enerjiden yoksun ya da enerjisi tükenmiş kişiler çoğu zaman, keyifsiz, isteksiz ,tembellik gibi duygu durumları yaşarlar. Etarfımızdaki insanların o günkü duruşlarından, beden dillerinden ,hayata bakışlarından onlardaki bu enerjiyi farkedebiliriz. Beslenme düzensizliği, hareketsizlik , radyoaktif manyetik alanlara maruz kalma ve negatif - hayata olumsuz duyguları besleyen kişilerle sürekli iletişim halinde olmamız bu enerjimizin düşmesine zemin oluşturur. Spor yada yürüyüş yapmak, nefes egzersizleri ile güne başlamak, bazı bitkisel besin tamamlayıcıları kullanmak, güne başlarken ya da gün bitince meditasyon - reiki gibi enerji dengeleme seanslarını uygulamak ,bu enerjimizi tekrar kazanmamıza ve şarj olmak için yeterli olacaktır.


12 Mayıs 2022 Perşembe

 6 aydan daha uzun süren ,kadınlarda daha çok görülen klinik deneyimlerle belirlenen 18 noktadan 11 inde hassasiyet ve tetik nokta oluşumu ile karakterize iltihabi olmayan kas romatizması fibromyalji olarak tanımlanır.

Toplumda gitgide yayılan fibromyalji şikayeti yorgunluk,halsizlik,uykuya dalamama sık sık uyanma,sabah tutukluluğu,odaklanamama, tahammülsüzlük ve depresyon gibi yalnızca bedeni değil ,ruhsal ve bilişsel fonksiyonları da hedef alan bir kronik ağrı sendromudur.Kisiden kişiye değişen farklı semptomlar göstermesi pekcok uzmanın kendi uzmanlık sahasına uygun farklı yorumlarla açıklanmasına neden olmuştur fibromyaljinin.

Fibromyalji tanısı almış ve yaşadığı semptomlarla umutvari bir sekilde pekcok yere başvuran fibromyalji hastası en ağır ağrı kesici ve antidepresanlari kullanmak zorunda kalacakları bir sürecin içerisinde buluyorlar kendilerini.Bu duruma zemin hazırlayan kişileri tamir edilmesi gereken makinelermiş gibi gören yüzeysel sağlık zihniyetidir ki bu başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkum bir stratejidir.Bireyi ağrıları olduğu için direk o ağrıyı kesmeye yönelik bir tavır hem hastanın hem de sağlık sistemine bir yüktür.

Pekcok dijital platformda bu problemin ömür boyu süreceği söylenip insanlara bu süreci yonetebilmelerine yönelik stratejiler verilse de fibromyalji şikayeti bütüncül bir yaklaşımla kişiye uygun yaşam tarzı tesis edildiğinde ortadan kalkıyor.

Fibromyalji hastalarının bu probleme son vermeleri hususunda  bilmeleri gereken 4 mesele vardır.

1.Stres ile nasıl bir ilişkin var ?

Modern çağın koşuşturmacasına geçmişten günümüze hayatımızın bir sürecinde aklımız öyle birşeye takılıyor ki bu bizlerde acı veren duygular yaratıyor.Bu duygular da vücutta savaş -kac yanıtı adını verdiğimiz bir mekanizmayı devreye sokarak bedensel bir gerilim yaratır .Bu gerilimin sürekli halde olması da ne yazık ki bedensel ağrı ,hassasiyet ve tetik nokta sayısını arttırıyor.Sakinlik,sükunet ve keyif seviyenizi arttırmanıza engel problemlerinizi çözüme kavuşturamadığınız müddetçe stres seviyeniz fibromyalji ile olan birlikteliğinizi devam ettirecektir.


2.Kaliteli beslenmeye ne kadar yakınsın?

Azı karar,çoğu zarar öğretilerini ağzından düşürmeyen ataların obezite ve diyabette Avrupa birincisi olan torunları olduk.Kısa süreli haz ve mutluluk vadeden işlenmiş,paketlenmiş,boyalı ve glutenli gıdalarla çevrelenmiş bu beden elbette bu durumu ve yaptığım hatalı beslenme davranışlarını biryere kadar tolere edebilir.Sağlıklı ve kaliteli besinleri hayatına sokmadığın aynı zamanda enerjinin,ruhsal durumunun ve kas iskelet sisteminin paketlenmiş zararlı besinlerle canını okudugun müddetçe bu ağrılar yakanı bırakmaz.Simdi bir liste yap ve hangi besinleri hayatından çıkaracağına dair kendine bir söz ver.


3.Vitamin -Mineral düzeylerinden bir haber misin ?  

Hücrelerin sağlıklı fonksiyon göstermesi,O2 ve besinleri yeterince alması bunların belli vitamin ve minerallerin varlığında enerjiye çevirmesi ve enerji üretim sonunda oluşan serbest radikallerin uzaklaştırılmasına bağlıdır.Cağımızın mevcut koşullarında toprakların eskisi kadar yeterli vitamin ve mineral ihtiva eden sebze ve meyveleri vermemesi ,günlük alınan vitamin minerallerin yeterliliği hususunda bizleri düşünmeye sevk etti.Fibromyalii hastalarına bakıldığında büyük çoğunluğunda pekcok vitaminin ciddi düzeyde eksik olması(B12,D,B9,magnezyum vb.)bu meseleyi tekrar gündeme getirmektedir.

4.Cevrenden memnun musun ?

İnsanoğlu sosyal bir varlık olması sebebiyle sürekli birbiriyle etkileşim halindedir.Herkesin bulundukları sosyal ortam içinde kendini konumlandırdığı özel bir nokta var.Bu noktada bulunmak insanları kimi zaman mutlu ederken kimi zamanda gerilim çanlarının çalmasına neden olur ki bu genellikle arzu ettigi ilgi,saygı,taktir ve onayı alamayan degerleri ile örtüşmeyen bir çevreye sahip olan insanlar için geçerlidir.İster kabul edin ister etmeyin söz konusuz sağlık oldugunda bazen en önemli faktör bulunduğunuz çevre olabiliyor.Fibromyalji hastaları da nasıl bir sosyal,ailevi veya iş çevresine sahip olduğunu sorgulamalı ki çevresel bir değişim düşünce,duygu ve davranışlarınıza birlikte bedensel gerçekliğinizi de değiştirecektir.





5 Nisan 2022 Salı

Finlandiya'da yapılan araştırmaya göre, farklı duygular vücudun farklı bölümlerinde kendini gösteriyor. Mutluluksa tüm vücudu etkiliyor ve bedenin tepkileri, dünyanın her coğrafyasında aynı oluyor.

Finlandiyalı bilim insanları, duyguların insan vücudunda oluşturduğu etkileri gözler önüne seren bir deneye imza attı. Yapılan klink çalışmalara göre mutluluk, korku, üzüntü, şaşkınlık, utanç gibi duyguların vücudun hangi bölümlerini harekete geçirdiğini ortaya çıkaran araştırma ekibi, bu verilerden insanoğlunun "Duygusal Vücut Haritası"nı hazırladı. Bilim insanlarının vardığı en çarpıcı sonuç ise duyguların coğrafya veya ırk ayırt etmeksizin benzer etkiler yarattığı gerçeği.
Depresyon kolu vuruyor
Finlandiya, İsveç ve Tayvan gibi farklı coğrafyalardan seçilen 700'den fazla katılımcıya duyguları tetikleyen videolar, resimler, yüz ifadeleri ve kelimeler gösterildi. Deneklere bağlanan ve metabolizmadaki hareketleri ölçen alıcılar, hangi duyguların vücudun hangi bölgelerini harekete geçirdiğini tespit etti.
Alıcılara gelen veriler sayesinde, deneklerin vücut haritasını oluşturan uzmanlar, kırmızı ve sarı rengin yoğunlaştığı bölgelerde duygu yoğunluğunun arttığını, mavi rengin hakim olduğu bölgelerde ise hislerin azaldığını keşfetti. Sinirlenmenin kollar ve göğüs kafesini harekete geçirdiğini, sevginin dizlerden yukarıyı etkilediğini, depresyonun kollar ve bacaklarda his kaybına neden olduğunu, kaygının da en çok göğüs kafesini ele geçirdiğini gören bilim insanları, sadece mutluluk duygusunun tüm vücudu sardığını gözlemledi. Deneyin ortaya çıkardığı bir diğer şaşırtıcı sonuç ise tüm bu duyguların farklı etnik kökenlerden deneklerde aynı sonuçları vermesi oldu. Araştırma ekibi bu gibi temel duyguların insan vücudunda evrensel bir etki yarattığı sonucuna vardı. Uzmanlar "Duygusal Vücut Atlası" çalışmasının, önümüzdeki dönemlerde duygusal bozukluklardan kaynaklanan hastalıkları tedavi etmek için kullanılabileceğini düşünülüyor.


3 Nisan 2022 Pazar

 Serotonin, mutluluk hormonu olarak bilinir. Vücudun sağlıklı çalışması ve iyi bir ruh hali için gerekli önemli kimyasallardan biridir. Bizi hayata bağlayan, deneyimlerimizden zevk almamızı sağlayan ve stresli bir süreçte ihtiyaç duyduğumuz bir hormondur.

Serotonin ,kanımızda yeterli oranda bulunduğunda, kendimizi daha enerjik ve zinde hissederiz. Düşük oranda serotonin salgısında, depresif ruh hali, beslenme bozukluğu ve uyku sorunlarının ortaya çıkabileceği bilinmelidir.

Beyin ve bağırsaklar serotonin üretmek için triptofan denilen bir aminoasit kullanır. Triptofan açısından zengin içeriği olan yumurta, soya ,hindi eti, somon balığı , muz, kivi ,kuruyemiş ve yağlı tohumları beslenmemize dahil ederek , serotonin salgısını oluşturmaya yardımcı oluruz.

Bunlara ilave olarak, triptofan içeren gıdaları, tam tahıllı ekmek, çavdar gibi sağlıklı karbonhidratlarla beslenmemize dahil ettiğimizde, serotonin salgımız maksimum düzeye çıkmaktadır.


26 Mart 2022 Cumartesi

 Bir dalganın belli bir zaman birimi (genellikle saniye) içerisinde tekrarlanma sıklığına, yani bir saniye içindeki döngü sayısına “frekans” denir.  “Hertz” birimiyle ölçülür. Her şey titreşmektedir. Bu nedenle her şeyin frekansı vardır. İnsan bedenindeki her hücrenin kendine göre bir doğal frekansı vardır. Aynı şekilde, her hastalığın, her bakterinin, her virüsün de doğal frekansı vardır. Her hücreyi kendi doğal frekansına döndürmek, bedeni sağlığa kavuşturur. Bedenin frekansıyla çatışan, onu bloke eden dalga boyları ise hastalığa hatta ölüme  neden olabilir. Yalnız maddi/fiziksel şeylerin değil, duyguların, düşüncelerin, isteklerin, ilişkilerin, filmlerin, kitapların, dokümanların, toplumsal konuların ve bireysel bilincimizin de frekansı vardır.



Amerikalı Bilim Adamı Dr. David Hawkins , ( 1927-2012) frekanslar , frekansların bilinç düzeylerinde etkisi , ilişkisi üzerine binlerce araştırma yapmış ve ortaya Hawkins bilinç haritası denen Tabloyu çıkarmıştır. Yaptığı deneylerde , yüksek frekanslı duygu ve düşüncelerin ; düşük frekanslı olanlardan daha güçlü ve etkili olduğunu . En yüksek frekansa ulaşmış bir bilincin düşük frekanslı 70 milyon bilinci dengelediğini klinik olarak kanıtlamış ve Power vs Force – An Anatomy ofConsciousness ( Güç Kuvvete Karşı – Bilincin Anatomisi ) Kitabında detaylı olarak anlatmış

Bilinç Haritası

İlahiDünyeviSeviye Ölçüm Sonucu DuyguSüreç
KendiVar olmakAydınlanma700-1000TarifsizSaf bilinç
BütünMükemmelHuzur600MutlulukAydınlanma
BirTamNeşe540SükûnetDeğişim
SevenİyiSevgi500SaygıEsinlenme
BilgeAnlamlıMantık400AnlayışSoyutluk
MerhametliUyumluKabul350AffetmeAşma
İlham vericiUmutluİstekli310OptimistNiyet
İmkan verenDoyurucuNötr250GüvenBırakma
İzin verenYapılabilirCesaret200OlumlamaGüç kazanma
KayıtsızTalep kârGurur175KüçümsemeŞişinme
İntikamcıDüşmancaÖfke150NefretSaldırganlık
ReddetmeHayal kırıklığıİhtiras125MuhtaçKölelik
CezalandırıcıKorkunçKorku100
Anksiyete
Vazgeçme
KibirliTrajikKeder75  PişmanlıkUmutsuzluk
KınayanUmutsuzHissiz50ÇaresizHareketsiz
KindarŞeytaniSuçluluk30SuçlamaYıkım
Hor görenZavallıUtanç20AşağılanmaYok oluş


Yapılan araştırmalardan kritik seviyenin 200-cesaret olduğu, ölçümü 200 un altında çıkan duyguların düşüncelerin, durumların kişiyi ve çevresini zayıflattığı , yorduğunu, aşağıya çektiğini ortaya çıkartmış.


25 Mart 2022 Cuma

 Modern çağın dur durak bilmeyen hızlı,aceleci ve tempolu yaşamında neredeyse her insan bir vücut bölgesinde ağrı meselesini deneyimlemistir.Agrı,kısaca bir doku hasarı veya potansiyel bir travma neticesinde oluşan geçmiş deneyimleri de kapsayan hoşa gitmeyen emosyonel bir deneyim olarak tanımlanır.

Hoşa gitmeyen ve insanlar tarafından çok da uzun sürmesi arzulanmayan bu deneyim eğer bir İron Man değilseniz uzun sürmesi halinde sizleri tüketip adeta yataktan kalkamaz dışarı çıkıp sosyalleşemez bir hale getirebilir ki herkesin ağrı yaşama sebebi ve ağrı süreci bireye özgüdür.

Peki kişiden kişiye değişen bir deneyim olsa dahi ağrı sorunu yaşayan insanların ortak bir paydası yok mudur?


Elbette vardır.Özellikle kısa süreli veya uzun süreli olup olmamasından bağımsız bir şekilde ağrı deneyimini hali hazırda yaşayan bireylerin kendine sorup cevap aradıkları  3 temel soru vardır.

1.Agrımınnedeni nedir ?

Hayatını sorgusuz sualsiz yaşayan merak etme eğilimine tepki olarak doğan hayata ilgisini yitirmiş insanları saymazsak insanlar yaşadığı acı dolu süreçlerin sebebini "Nerede hata yaptım da bu oldu" şeklinde sorgularlar.Ağrıları olan birisi de ilk olarak bu ağrının nedenini sorgulama sürecinin içinde bulacaktır kendisini ki bulursa şanslıdır bulamaz ise aynı hatalarla ağrısını kronik bir hale getirebilir yani sorgulamak mühim.

2.Bu ağrı ne zaman geçecek?

İnsanlar doğaları gereği açıdan kaçan haz ve zevke meyil eden bir varlıktır ki nasıl bir sobaya elimizi uzatınca hemen sıcağın verdiği acıyla elimizi cekiyorsak aynı içgüdü ile ağrıdan da uzaklaşmak istiyoruz ama neyazık ki elimizi çekip kurtulacağımız bir durum olmuyor her zaman.Bu soru da istisnasız herkesin direk her daim kendine yineledigi bir sorudur

3.Ağrıdan kurtulmak için ne yapabilirim?

İşte burası mutlak surette bir problem ile karşı karsıya kalan bir bireyin yaşadığı mevcut sorundan kurtulmasını sağlayacak seçenekleri bulmaya başlayacağı çözüm aşamasıdır.Yasanılan her problem birey tarafından çözülemediginde bunu çözecek güclü kimliklere yönlendirir.Cözüm sandığımız bazı yerler gerçekten probleminizi giderirken bazı yerler ise içinden cikilmaz bir kısır döngüye sürüklüyor bizi.

Yaşadığınız ağrılarda öncelikle derin bir nefes alın son 1 hafta içinde kendinize bedensel,zihinsel ve ruhsal anlamda fazla yıpratıp yıpratmadığınızla ilgili muhasebe yapın ardından hafif hareketleri aksatmadan ağrıların durumuna bakın ,ağrı stabil kalıyor veya tamamen artıyorsa bir sağlık kuruluşuna başvurun .











24 Mart 2022 Perşembe

Doctorem
Vita Plus
Vita, latince kelime anlamı hayat ya da yaşam olarak tanımlanır. Vitae ise geçmiş, bugüne kadar yaşanılan, varılan nokta olarak ifade edilebilir. Günümüz yaşam koşulları, stres, beslenme değişkenliği ,çevresel etkiler, biz insanların sağlıklarına yeteri kadar önem vermediklerini; bunun sonucu olarak da sağlık sorunları  yaşadıklarını biliyoruz.

Kemik ve kas sistemimizdeki ağrılar, sabahları uyandığımızda, uyuşukluk, halsizlik, yorgunluk belirtilerine karşı, herkesin rahatlıkla kullanabileceği doğal ürünü tavsiye etmek istedim. 

''Bana kısaca, bu ürün nasıl fayda eder '' diye sorulduğunda;

 ''Ağrıları giderici ve enerji verici özelliği ile kısa sürede etki gösterir. İçeriğinde yer alan antioksidanlar ile zaman içerisinde sağlığınızı destekleyici özellik taşır'' diyebiliriz.

Siz de Vita, yani hayatınıza plus, artı değer, pozitif etki katmanıza yardımcı olmanız için doctorem vita plus ürününü kullanmanızı tavsiye ederim. 



 


21 Mart 2022 Pazartesi

TİMUS BEZİ

Hayatımızda sıkıntılı süreçlerden geçerken göğsümüzün sıkıştığını , nefesimizin daraldığını hissederiz. Halk arasında bu hissi ifade etmek için ' kalbime ağırlık çöktü' ,' göğsüme sanki öküz oturdu,'içim daraldı' gibi deyimler kullanırız. Aslında bu toksik hisler bize tam da panzehirinin yerini işaret ediyor.

'Timüs bezi'

Bazen içgüdüsel olarak yapmaya başladığınız , yaptıkça gösterdiği etkiye son derece şaşırıp ' bunu neden daha önce yapmadım ki!' diye düşüneceğiniz  'sineyi dövmek' yani göğüs kemiğinin ortasına avuçla yada parmaklarla ritmik vuruşlar yapmak. Bezin titreşmesiyle art arda gelen esnemeler, sonrasında huzur ve sakinlik hissinin oluşması.

''Timüs bezi vücudumuzun en gizemli ve hayati organlarından biridir. Diğer organlarımızın tersine, onu ne kadar zorlarsak, ya da döversek o kadar güçlü bir şekilde bize mutluluk ve güçlü bir bağışıklık sistemi sağlar. Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir. Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur. Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu tarz alışkanlıklar bize atalarımızdan, dedelerimizden kalma bir davranış biçimi olarak günümüze kadar gelmiştir. Buna bugün Timüs Vuruşu denmektedir.                                    Timüs Vuruşu (ayrıca mutluluk noktalaması olarak bilinir) negatif enerjiyi etkisiz hale getirir, sakinleştirir, enerjiyi düzeltir, iyileşme sürecine, yaşama bağlılığa destek olur ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Timüs üzerine hafifçe, sertçe vurma veya kaşımayla yapılan basit ama oldukça etkili bir enerji tekniğidir.'' 



Antioksidan, serbest radikallerin neden olduğu hasarı önleyen veya geciktiren bir tür yardımcı maddedir. Antioksidan denilince, tek bir madde olarak değil, bir dizi maddenin neler yapabileceği anlaşılmalıdır.. Antioksidan olarak işlev görebilecek yüzlerce hatta binlerce madde olduğu düşünülmelidir.. Her birinin kendi rolü vardır, vücudun çalışmasına yardımcı olmak için diğerleriyle etkileşime girer.

Vücut kendisi de antioksidan üretebilirken , gıdalardan da alabiliriz.Gıdalardan gelenler; A vitamini, C vitamini, E vitamini, beta-karoten, likopen, lutein, selenyum, manganez sayılabilir.Temel olarak serbest radikallerin, hücrelere zarar vermesini önler.

Serbest radikaller, vücutta doğal olarak oluşabilen ya da sigara dumanı, stres, alkol, hava kirliliği, güneş ışığı gibi çeşitli çevresel faktörlerden kaynaklanabilen reaktif kimyasallardır. Bu kimyasallar  yüksek konsantrasyonlarda olduğunda hücre hasarını tetikler.

Oksidatif stresin kanser, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, Alzheimer, Parkinson, artrit, felç, solunum yolu hastalıkları, immün yetmezlik, katarakt gibi birçok hastalıkların oluşmasına sebep olduğu anlaşılmıştır.

Yapılan klinik çalışmalar göstermiştir ki Antioksidan takviyeleri kullanarak ,yaşlanmayı geciktirebilir, bağışıklığı güçlendirip, kalp - damar hastalıklarını önleyebiliriz.


 ÖMRÜ UZAYAN İNSANOĞLUNUN BAŞ BELASI :OSTEOPOROZ

Teknoloji,bilim ve sağlık alanında meydana gelen gözle görülür değişikliklerin insan ömrünü uzattığı aşikar bir durum.Ömrü uzayan insanların edindiği güzelliklerin yanında bazı problemler de kendini gösteriyorki bunlardan birisi de halk arasında kemik erimesi olarak bilinen Osteoporoz.

Kemik erimesi yaşlılarda,menopoz dönemindeki bayanlarda ve yaşam tarzına gerekli hassasiyeti gösteremeyen pek çok insanda gittikçe yaygınlaşan ve yapısal olarak kemik dokusundaki kayıp ile seyreden ve görülme sıklığı toplumda gittikçe artan bir kas iskelet sistemi problemi.

Türkiye Osteoporoz Derneği verilerine göre; 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde (meme kanserinden fazla) ve 50 yaş üzerindeki 5 erkekten birinde (prostat kanserinden fazla) görülmektedir. Öte yandan bu hastalığın her yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde 1, 5 milyon kırığa neden olduğu bildirilmektedir.

Kemiklerimiz, kalsiyum fosfor başta olmak üzere pek çok bileşeni bünyesinde barındıran kendine has bir organel dokudur.Hareket ,destek,kan yapımı ve dayanıklılık gibi fonksiyonlarda başrolde bulunan bu güçlü yapı,tepeden tırnağa pek çok doku gibi yaşlanma sürecinden nasibini alıyor.Fizyolojik olarak sürekli bir yapım ve yıkımın var olduğu kemik dokusunda yaşlanmayla birlikte ibre yıkım fonksiyonlarına doğru kayıyor ve osteoporoz dediğimiz süreç yaşanıyor ki günümüzdeki yeni yaşam tarzı alışkanlıklarımız osteoporozu daha erken yaşlara çekti.

Osteoporoz hangi yaşta yaşanırsa yaşansın başlangıç sürecinde kolay tespit edilemeyen sessiz sedasız ilerleyen sinsi bir problem.Bireylerde kemik kırıkları(sıklıkla elbileği,omurga ve kalça çevresinde görülür) ve çatlakları yaşamadıkları müddetçe veya kemik ölçümü yaptırmadıkları sürece fark edilmesi gerçekten güç.

Peki günümüzde oranı gittikçe artan bu problemin kliniklerde gözlemlenen en temel sebepleri nelerdir?

1.Yetersiz kalsiyum ,fosfor ve d VİTAMİNİ 

2.Kadın olmak 

3.Cinsiyet hormonundaki düşüklükler

4.Mide koruyucu kulanımına bağlı mineral eksikliği

5.Adrenal bez hastalıkları

6.Steroid içerikliilaç kullanımı

7.Sigara alkol kullanımı

8.Hareketsiz yaşam

Gibi daha saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok neden kemik erimesi sürecini başlatabilir veya varolan rahatsızlığı alevlendirebilir.

En çok sorulan sorulardan birisi de osteoporozun ne gibi sorunlara yol açacağı;

Bizler sağlıkçılar olarak hastalık ismi zikrederken asla bunu herkesi aynı kalıba sokarak söylemeyiz yani artık geleneksel bakıştan uzak modern yaklaşımda hastalık yok hasta vardır.Bunu osteoporoz hastalarına uyarlayacak olursak herkesin osteoporoz süreci kişiye özeldir.Bunlarla birlikte herkeste kesin görilecektir şeklinde hüküm vermenin mümkün olamayacağı osteoporozun sizleri karşı karşıya bırakacağı muhtemel sorunlar şunlardır.

1.Omurga içinde kırık veya çökmüş bir omurun sebep olduğu bel,boyun ve sırt ağrıları

2.Zamanla kemik erimesine bağlı boyun kısalması

3.Kamburlaşma ve çarpık duruslar

4.Kamburlaşmaya bağlı solunum problemleri

5.Genel güçsüzlük ve yorgunluk hali

Meydana gelme ihtimali ileri düzey osteoporotik vakalarda gayet yüksek olan kemik kırık ve de çatlakları kişileri yatağa bağlı hale getirerek sosyal,mesleki ve ailesel pek çok probleme yol açma sebebiyle ciddiye alınması gereken bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazıyı dikkatle okuyan meraklıların hemen fark edeceği üzere osteoporoz sadece yaşlıları değil erken yaştaki bireyleri de tutabilen bir problemdir ki burada  dengesiz beslenme ,hareketsiz yaşam ,yogun kaygı ve stres,gereksiz yere kullanılan yan etkısı fazla olan ilaçlar ve tüketilen asitli gıdalar kemik erimesine zemin hazırlayabilir.Başka açıdan belirtecek olursam  yaşamınızda yolunda gitmeyen meselelere karşı duydugunuz olumsuz duygular ve bunları bastırmak için yöneldiğiniz kötü beslenme alışkanlıkları ve sigara alkol bağımlılığının bedelinin ödeyen ilk sistem ne yazik ki kas ve de kemiklerdir.


Ciddiye alınması ve mutlaka korkusuzca tam bir iyilik hali için mücadele edilmesi gereken osteoporoz meselesinde neler yapılabileceğini bir başka yazımda detaylıca sizlere aktaracağım.Bu ve buna benzer yazılarımıza ve paylaşımlarımıza @naturelterapia instagram hesabından da bulabilirsiniz.

Çok geniş ve pek çok sistemle bağlantılı olan bu kemik erimesi meselesini tek bir yazıya sığdırmak emin olun mümkün değil lakin özetle şunu söylemeliyim ki 70 yaşına gelip yatağa ve tekerlekli sandalyeye muhtaç yaşlı bireylerle beraber hala spor salonlarından foto paylaşan bireyleri karşılaştırdığımızda hastalığınızın adı ne olursa olsun yaşam tarzınızda yapacağınız ve iradeyle takip edeceğiniz değişiklikler sizleri binbir hasalıktan korur efendim,tam aksi ise kas ve kemiklerinizin canını okur.

Sevgiyle kalın sağlıkla kalın ayakta kalın ,hayatta kalın efendim

Fzt .Halit yapıcı


 Kupa Terapisi (KT) yılların tarihçesine sahip bir tedavi yöntemidir. Günümüzde çok çeşitli tıbbi durumların tedavisinde kullanılmaktadır. Kupa Terapi (KT) etki mekanizması intrasellüler hücreler arasında birikmiş sıvı ve toksinleri vakumlama işlemiyle epidermise ince kesikler atılarak uygulanan bir yöntemidir. Bu kesikler modern tıp perspektifinde olası etki mekanizmalarını belirlemeyi ve etkilerine ilişkin olası açıklamaları sunmayı amaçlanmıştır. Kupa Tedavisinin (KT)yarattığı etkileri açıklamak için altı teori önerildi. Ağrının azalması ve ve cildin biyomekanik özelliklerindeki değişiklikleri "Ağrı Geçidi Teorisi", "Yaygın Zararlı Engelleyici Kontroller" ve "Refleks Bölge Teorisi" ile açıklanabilir. Kas gevşemesi, lokal yapılarında meydana gelmiş değişiklikler ve kan dolaşımında artış "Nitrik Oksit Teorisi" ile açıklanabilir. İmmünolojik etkiler ve hormonal ayarlamalar "Bağışıklık sistemin aktivasyonu teorisi".



Category

SEN O ASTRONOTA BAKMA ABLACIM!

Biorezonans Tarama Cihazı

Biorezonans Tarama Cihazı
Background image. Ideal width 1600px with.

Labels

Galeri

Blog Arşivi