Geleneksel ve tamamlayıcı tıp tedavi yöntemlerinin kullanımı toplumda yaygınlaşmaktadır. Hastaların bilgilendirilmesi ve tedavilerin doğru şekilde uygun endikasyonlara uygulanabilmesi için sağlık çalışanlarına büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Türkiye’deki geleneksel ve tamamlayıcı tıpla ilgili çalışma sayısı giderek artmaktadır. Bu çalışmaların çoğunluğunda tek bir tedavi yöntemi ya da kullanım sebebi üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Ülkemizin geleneksel ve tamamlayıcı tıp tedavilerindeki genel durumunun gösterilebilmesi için daha büyük hasta serileri içeren çok merkezli randomize kontrollü çalışmaların yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Aromaterapi; bitkilerden elde edilen aromatik esansiyel yağların fiziksel ve psikolojik iyilik hali için terapötik kullanımıdır. Aromaterapinin tarihi, arkeolojik araştırmalarda bulunan distilasyon cihazları ile esansiyel yağ ve diğer aromatik bitkilerin kullanımına dayanarak 5000 yıllık geçmişe sahiptir.
Bitkiler iki çeşit yağ üretir; sabit yağlar ve esansiyel yağlar. Sabit yağlar gliserol esterleri ve yağ asitlerinden oluşur. Esansiyel yağlar tek bir botanik kaynaktan orijin alan uçucu, organik bileşikler karışımıdır aynı zamanda çeşitli bitkisel materyallerde bulunan metabolitlerden oluşan çok geniş bir skalada yer alan kimyasal komponentlerden oluşmaktadır. Bu yağlar bitkinin tadını ve kokusunu, yani özünü oluştururlar. Esansiyel yağlar aslında bitkinin immün sisteminin bir parçasıdır, çevresel tehditlere karşı bir savunma mekanizmasıdır.
Esansiyel yağlar parfüm yapımında da kullanılmaktadır. Parfüm, Latince kokulu duman anlamına gelen “per fumum” kelimesinden gelmektedir. Yaklaşık 5000 yıl önce, Mısırlıların güneş tanrıları Râ için güneşin doğuşundan batışına dek kokulu otlar yaktığı bilinmektedir. Ölülerini ise kokulu yağlar kullanarak mumyaladığı, mezarlarına parfüm şişeleri ve kokulu kremler koydukları görülmüştür. Ayrıca gül, mercanköşk, adaçayı, lotus çiçeği ve galbanumdan parfümler yapmışlardır.
0 comments:
Yorum Gönder